Formula 1 Türkiye GP

Formula 1, 24 Nisan 2026 itibarıyla resmen Türkiye'ye geri döndü. 2021'den sonra uzun bir ara ile yaklaşık 6 yıl sonra ülkemize dönüyor. Hazır bu konu tazeyken F1 & Türkiye üzerine ve neden hem takımlar hem pilotlar hem de yabancı F1 sunucularının Türkiye GP ve İstanbul Park'ı neden bu kadar sevdiğini konuşalım. Öncelikle F1 ve Türkiye ikilisi ile başlayalım.

İstanbul Park'ın Sahneye Çıkışı

İstanbul Park

İstanbul Park, Formula 1 için aslında çok uzak tarihli bir pist değil. Silverstone, Spa gibi klasikleşmiş pistler 1950'li yıllardan beri kullanılırken Türkiye için F1 kariyeri sadece 21 yıl önce, yani 21 Ağustos 2005 tarihinde başladı. İmkânsız bir hayal olarak başlayan bu proje ilk olarak 1997 yılında, Mümtaz Tahincioğlu'nun Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) başkanı olması ile ortaya çıktı. O dönem için bu fikir sadece bir hayaldi. Neden mi? Türkiye'nin motor sporları geçmişi yok denecek kadar azdı. Üstelik Formula 1, Türkiye'de 1996 yılında yayınlanmaya başlamıştı. Yani ortada ne pist ne tecrübe ne de bütçe vardı.

F1 yönetimi patronu Bernie Ecclestone ve FIA'yı bu konuda ikna etmek çok zordu. Türkiye'nin böyle bir organizasyonu yapabileceğini kanıtlaması gerekiyordu. 2000 yılında düzenlenen Anadolu Rallisi ve devamındaki organizasyonlar, FIA'ya "Biz bu işi yapabiliriz" mesajını vermişti. Peki Türkiye'deki binlerce yer arasından neden Tuzla ve neden Hermann Tilke? Türkiye, bu konuda iddialı olmak istiyordu. Pistin tasarımı, modern F1 pistlerinin efsanevi mimarı Hermann Tilke'ye verilmişti. Arazi olarak Tuzla Akfırat mevkisi seçildi. Çünkü 2,2 milyon metrekarelik bu devasa alan, hem şehrin dışında gürültüden uzak hem de ulaşım için kolaydı. Pistin sadece kendi maliyeti o dönem için 300 milyon lirayı bulmuştu. Proje o kadar özenle yapıldı ki Hermann Tilke'nin sürekli aynı tasarımda pistler yapması yüzünden şüpheyle yaklaşılmıştı. Ancak hem Türkiye hem de Hermann Tilke projeye öyle bir ağırlık verdi ki herkes için İstanbul Park, Hermann Tilke'nin "Ustalık Eseri" olarak akıllarda kaldı. Neredeyse tüm F1 pistleri saat yönünde koşulurken İstanbul Park saatin tersi yönünde koşulan bir pistti. Bu sayede pilotların zayıf olan sağ boyun kaslarına inanılmaz bir test oluyordu. Ünlü 8. viraj ise tam 4 farklı apeks noktası ve hiç bitmeyecekmiş gibi hissettiren keskin bir sol viraj olmuştu. Neden bu 8. viraj ünlü? Pilotlar tam 8 saniye boyunca 5 G gibi korkunç derecede yanal kuvvete maruz kalıyorlar. Aracın sağ ön lastiğine binen yük o kadar fazla ki sadece bu viraj için tüm araç ayarları değiştirilir.

Hermann Tilke, İstanbul Park için araştırma yaparken.

Neden 2005?

2005 yılına kadar beklenmedi. 2005'e yetişmesi için bir mucize gerçekleştirildi. Pist için hükümet onayı 2002'nin sonunda çıktı. Temel ise 23 Eylül 2003 yılında atılmıştı. İlk yarışın yapıldığı tarih 21 Ağustos 2005'ti. Yani tam 698 günde bu pistin yapılıp yarışa hazır edilmesi için önlerinde sadece ama sadece 698 gün vardı. 125.000 kişilik bir yer ve dünyanın en karmaşık sporu için bu süre inanılmaz azdı. Madrid GP, 2024 yılında büyük bir törenle duyurulurken 2025 yılında yapımına başlanmış ve 2026 Eylül ayında ilk yarışa hazır olması bekleniyor. İspanya gibi Barcelona GP'ye yıllardır ev sahipliği yapan bir ülke için bile süre 1000 gün. Ve pist hâlâ tam anlamıyla hazır değil. İstanbul için bunun bir mucize olduğunu söylerken abartmıyordum.

2005 Türkiye GP

Fernando Alonso ve ikonik Türkiye fotoğrafı.

Takvimler Mayıs 2005'i gösterdiğinde o dönem için şampiyonluğa koşan (2005 ve 2006 Dünya Şampiyonu) Fernando Alonso, Renault R25 aracı ile İstanbul'a ayak bastı. İkonik sarı-mavi renkli aracı ve Fernando Alonso'nun efsanevi pozunu bilmeyen yoktur. Her dönem "Türkiye F1'e geri dönüyor" haberleri o fotoğraf ile paylaşılıyor malum. Türkiye, Formula 1 araçları ile Sultanahmet'te tanıştı. Kulakları sağır eden V10 motoru ile Sultanahmet'te şov yapan Fernando Alonso için unutulmaz bir andı. Çünkü gösterinin yapıldığı yer 1000 küsur yıl önce Bizans İmparatorluğu'nun at yarışlarını yaptığı hipodromun günümüzdeki yerinde yapıldı. Eski Çağ'ın at yarışlarının yapıldığı yerde, bu kez 21. yüzyılın en hızlı makinesi sahne alıyordu. Fernando Alonso, tam 7 tur attı. İzdihamdan fenalık geçirenler, motorun sesine inanamayanlar oldu. Alonso turdan sonra "Yüzyıllar önce aynı yerde araba yarışları yapılıyordu ve biz de F1'in yeni bir dönemini aynı yerde başlatmış olduk. Sultanahmet'teki bu tanıtım turu inanılmazdı." şeklinde yorum yapmıştı. Beklenen gün sonunda geldi ve Ağustos 2005 tarihinde İstanbul GP düzenlendi. Tam 110.000 kişinin katıldığı etkinlik, Türkiye'de yapılmış en kalabalık spor organizasyonu unvanını aldı.

2005 Türkiye GP start anı

İlk yarışın galibi McLaren ile Buz Adam Kimi Räikkönen oldu. Üçüncü sıradaki Juan Pablo Montoya'nın 1:24.770 ile kırdığı pist rekoru hâlâ kırılamadı.

Fernando Alonso (sol), Raikkonen ve Montoya (sağ)

Unutulamayan Klasikler

Ünlü Brezilyalı pilot Felipe Massa, kariyerinin ilk pole pozisyonunu ve ilk galibiyetini burada 2006 yılında aldı. Ve ardından 2007-2008 yarışlarını kazanarak tam üç sene üst üste burada galibiyete uzandı. Massa için İstanbul GP, yarı Brezilya olmuştu.

Massa, 2006’da ilk galibiyetini kutlarken.

2010'daki Unutulmaz Red Bull İç Savaşı

Vettel ve Webber’in kaza anı.

F1 tarihinin en unutulmaz takım arkadaşı kazalarından biri yine burada, bu pistte yaşandı. 40. turda liderlik için kapışan Vettel ve Webber birbirine girdi. Vettel yarış dışı kalarak kafasına vurmuş ve takım arkadaşını suçlamıştı. Bu kaosta ise McLaren, Hamilton ve Button ile 1-2 yaparak fırsatı geri çevirmedi. Hâlâ tüm dünyada ikonik olan o "Aman aman aman... Sebastian Vettel aaaaaaa" sesi işte bu pistte oldu.

Lewis Hamilton ve İstanbul

Lewis Hamilton, 2020’de Türkiye GP sonrası kariyerinin son şampiyonluğunu kutlarken.

Hamilton için İstanbul Park sadece pist değil; hem kendini dünyaya kanıtladığı yer hem de ismini F1'e altın harflerle kazıdığı yerdir. 2006'da GP 2 (Bugünkü F2) yarışı Hamilton için dünyaya "Ben geliyorum." dediği yerdir. Yarışın henüz 2. turunda spin atarak 19. sıraya gerilemiş ve akılalmaz bir sürüş ile yarışı 2. tamamlamıştır. Bu sürüşünden sonra padoktaki herkes Hamilton için "geleceğin şampiyonu" demeye başlamıştı. 9 yıllık aranın ardından F1, 2020 yılında pandemi nedeniyle Türkiye'ye geri döndüğünde şartlar korkunçtu. Yeni dökülen asfalt, yağmurla birleşmiş ve pist âdeta buz patenine dönmüştü. Antrenman ve sıralamada pilotlar yolda kalmakta bile zorlanıyordu. Nitekim 2020'de pole pozisyonu Lance Stroll'e gitti. Evet, yanlış okumadınız, Q1'de elenme rekorunun sahibi 2020 yılında burada pole aldı. Hamilton ise yarışa 6. başladı. Rakiplerine kusursuz bir stratejiyle fark atarak kariyerinin son şampiyonluğunu kazandı. Ve 7. Dünya Şampiyonluğu ile tarihte en çok şampiyon olan Michael Schumacher'e ortak oldu. Yarış sonunda ağlayarak "Bu imkânsızı hayal eden tüm çocuklara gelsin." dedi.

Tekrar Ara Veriş ve Geri Dönüş

2021'deki GP ile birlikte Valtteri Bottas yarışı kazanmış ve İstanbul Park'ta yarış kazanan son pilot olmuştu. 2020 ve 2021'deki dönüşler kalıcı olamadı. Bunun bir sürü sebebi vardı. F1 yönetimi, yarış başına 30-40 milyon dolar gibi devasa bedeller talep ediyordu. Devlet garantisi olmadan hiçbir özel sektör bu yükü tek başına kaldıramaz. Ayrıca F1; Miami, Las Vegas, Katar ve Suudi Arabistan gibi finansal olarak güçlü pazarlara yöneldi. Takvim zaten sıkışınca İstanbul gibi "klasik" ama mali garantisi olmayan bir piste yönelmek istemediler. Pistin o dönemki işletmecisi Intercity'nin de sözleşmesi dolmak üzereydi ve pistin geleceği belirsizlikler içindeydi. Nisan 2024'te Vakıflar Genel Müdürlüğü, İstanbul Park için yeni bir ihale açtı. İhale 30 yıllıktı. Ancak ihalede çok kritik bir madde vardı: "İhaleyi kazanan firma, sözleşme imzalandıktan sonra 1 ay sonra F1'i Türkiye'ye geri getirmek zorundadır. Aksi takdirde her yıl milyonlarca euro tazminat öder." Can Holding bu ihaleye tek başına girdi. 117,8 milyon dolarlık muhammen bedelle 30 yıllık yeni sahip onlardı. 2024 yılından itibaren F1 CEO'su Stefano Domenicali ile sıkı pazarlıklar yapılmaya başlandı. Bu pazarlıklar aylar sürdü. 2025 takvimi çoktan belirlenmişti. En yakın 2026 takvimine girebilirdik. Ancak hem Madrid GP hem de 2026 kuralları sonrası Türkiye, geçici heves değil, kalıcı olacağının sinyallerini vermek istiyordu. Anlaşmanın detayları, pistin yenilenmesi ve bölgeye yapılacak yatırımların planlanması zaman aldı. Tüm bu sancılı süreç meyvesini bugün 24 Nisan 2026 ile verdi. Dolmabahçe'de düzenlenen tören ile İstanbul Park'ın 2027-2031 yılları arasında tam 5 yıl boyunca F1'e ev sahipliği yapacağı kesinleşti. Umarım 2031 yılından sonra da takvimde kalmaya devam ederiz.